Aşağıdaki yazı 02 Aralık 2007 Pazar tarihli Hürriyet Gazetesi’nin Soner Yalçın tarafından hazırlanan sayfasından alınmıştır. 30 Kasım 2007 Cuma günü, İstanbul – Isparta seferini yapan AtlasJet Havayolları’na ait (World Focus firmasından kiralanmış) MD 83 tipi uçak, Isparta Havaalanına birkaç km mesafede, açık ve temiz havada dağa çakıldı. Tahminlere göre pilot, zaten çok rötar yapmış olan uçağı, yolu kısaltıp 5-10 dakika erken indirebilmek için “short cut” yapmaya çalışırken tepeye çarpmıştı. Kazada 57 can gitti.
Uçak neden düşmüştü [8 Ocak 2003’te İstanbul-Diyarbakır seferini yaparken düşen THY uçağı]
"Konya" adlı THY uçağı, 1994 yapımı RJ 100 tipi bir uçaktı. Olaydan hemen sonra yine her daim olduğu gibi bilgi kirlenmesi yaşandı. Uçağın neden düştüğü konusu bir türlü aydınlatılamadı!..
UÇAĞIN düşüşüyle ilgili en soğukkanlı değerlendirmelerden birini Havacılık Tıbbı Derneği Başkanı Doç. Dr. Muzaffer Çetingüç yaptı. Doç. Çetingüç bakın ne diyor:
"Pilotu ve Türk Hava Yolları’nı temize çıkarmaya veya tersine karalamaya çalışan, bütün suçu, sise veya ILS cihazı bulunmayışına, ya da uçakta cep telefonu kullanımına bağlayan yorum ve yazılarla hepimiz bir bilgi kirlenmesinin hedefi olduk.
Biz Havacılık Tıbbı Derneği olarak, kazalarda insan faktörünün teknik konulardan çok daha önemli olduğuna ve bu yönde yeterli çalışma yapılmadığına inanıyoruz.
Önce katı gerçek:
Havacılıkta, ’uçak kendiliğinden düşmez, onu bir düşüren vardır ve bu da genellikle pilottur’ düşüncesi vardır.
Sis, ILS cihazı olmayışı gibi unsurlar bu kazanın tali nedenleridir; her uçuşta benzeri olumsuz durumlarla karşılaşılabilir ve iyi eğitilmiş bir pilot bu durumda kazadan başka yapabilecek bir şeyler bulur (meydan turu ile zaman kazanmak, inişin iptali, vs.).
Kazada teknik nedenlere ağırlık verilmesine karşın, havacılık tıbbı açısından yaklaşıldığında şu olasılıklar kazayı açıklamakta daha önemli gibi görünmektedir:
a. Bu kazanın oluşumunun sis içinde başlaması ve Ulaştırma Bakanı tarafından, ’pilotun pozisyonu hakkında tam olarak bilgi sahibi olmadığı’ yorumu yapılmış oluşu, kazanın havacılık terminolojisinde durum muhakemesi kaybı (loss of situational awareness-LSA) denilen bir problemle ilgili olabileceği kanaati uyandırmıştır.
Pilot, sis içinde görüş referansı olmadan uçmakta, belki de sis arasından yeri görebileceği bir boşluk aramakta iken gereğinden fazla alçalmış, iniş takımı lambalarının sisteki yansıması görüşü daha da bozmuş, hatta yalancı bir tırmanış hissi vermiş de olabilir.
Bu süreçte kule ve uçuş ekibi ile iletişimini sürdürmeye çalışan, kısa zaman diliminde karar vermek zorunda kalan pilot, durum muhakemesini yitirmiş, uçağa yanlış kumanda vermiş olabilir.
b. Olaya dışarıdan bakan, konuya yabancı bir göz bile, pilotun bu koşullarda inişi iptal etmesi gerektiğini düşünebilir. Pilot neden şansını fazla zorlamış, riske girmiştir? Burada uçuş psikolojisi unsurları düşünülmelidir. Örneğin alışkanlık tuzağı: Aynı meydana daha önce (görerek) defalarca inebilmiş bir pilot için, bazen kuralları biraz zorlayarak veya risk alarak zor bir inişi başarıyla tamamlamak kendisine ve çevresindekilere karşı bilinçdışı mekanizmalarla bir hoşnutluk duygusu verebilir. Bu tatminin ötesinde, pilot bu işi gerçekten başarabileceğine de inanır.
c. Belki kazadan beş dakika önce yolculara bir anket uygulansaydı, böylesine sisli bir havada pilotun koşulları biraz zorlayarak inişi denemesi yönünde istek belirtecek kişiler belki de yüzde 70-80’lerde olacaktı.
Tersine, pilotun inişi iptal edip İstanbul’a dönme kararı aldığı yolculara iletilseydi, gene yüzde 70-80 gibi bir memnuniyetsizlik tepkisi gelecekti.
Çünkü çoğu insanın içinde ’kendisine bir şey olmayacağı, hatta ölmeyeceği’ gibi bir incinmezlik düşüncesi (invulnerability) vardır. Ayrıca iyi bir pilotun böyle zor zamanlarda ustalığını göstererek zoru yeneceğine dair bir inanç vardır.
d. Burada eve dönüş sendromu olarak bilinen bir gizli etkenden de söz edilebilir. Yolcu ve mürettebatın 5 dakika sonra ’hayırlısıyla’ bitecek bir uçuş sonrası için planladıkları birçok iş vardır (çocuğunun yaş günü, eşinin hastalığı, özlemler, ticari işler, vs.).
İnişin iptali yüzünden geri dönmek, programların altüst olması, yeniden yolculuk sıkıntılarına girmek vs. bir hayal kırıklığı yaratır. Pilot bu manevi baskıyı daima sırtında hisseden kişidir ve onu risk almaya zorlayan görünmez nedenlerinden birisi de bu olabilir. Özgüveni yüksek ve kararlı bir pilot bunlara karşı koyabilmelidir.
Uçaklar sofistike elektronik-mekanik sistemleriyle mükemmellik sınırına ulaşmıştır. Ama sistemin en zayıf halkası insandır.
Bütün araştırmalar ve kaynaklar, tüm kazaların yüzde 70-80’inin insan faktörüne bağlı olduğunu göstermektedir. Bu oranın yarısı (yüzde 52) ise karar verme hataları ile ilgilidir.